14 Mayıs 2019 Salı

Kasa

Tarihçe

Bilgisayar tarihçesine bir göz atarsak, bilgisayar fikrinin çok eskilere dayanmadığını görürüz. Daha 1830′larda Charles Babbage (1792-1871) fark makinesini ve ardından analitik makineyi yapmasıyla hesaplama işlerinin elektro mekanik araçlara yaptırılması ve sonuçların elde edilmesi görüşü doğmuştu. Charles Babbage yaptığı bu makineler ile başarılı sonuçlar elde edememesine rağmen, bilgisayarların temelinin onun tarafından atıldığı kabul edilmektedir.
1850 yılında George Boole kendi adıyla anılan ve sadece 1 ve 0 rakamlarının kullanıldığı Boole Cebiri sistemini bularak, bilgisayarların gelişimi üzerinde önemli rol oynamıştır.
1890′da Herman Hollerith tarafından, delikli kartlarla bilgilerin yüklenebildiği ve bu bilgiler üzerinde toplama işlemlerinin yapılabildiği bir elektro mekanik araç geliştirdi. Bu hesaplayıcı ABD’nin 1890 nüfus sayımında başarılı biçimde kullanıldı.
İlk analog bilgisayar 1931 yılında Vannevar Bush tarafından gerçekleştirildi. Buna karşılık, ilk sayısal bilgisayarı George Stibiz 1939′da New York’taki Bell Laboratuvarında üretti. Stibiz ikili sistemi bu makinaya uygulayarak komplex sayılarla aritmetik işlemler yapılmasını sağladı.
Bilgisayarlar konusunda en önemli ve hızlı gelişmelerin 2. Dünya Savaşından sonra başladığı görülüyor. Haward Aitken IBM ile işbirliği yapmak suretiyle 1944′de MARK I’i tamamladı. Bu bilgisayar küçük kapasiteli olmasına rağmen o günün koşullarında büyük bir başarı olarak kabul edildi. MARK I’e bilgiler delikli kartlarla veriliyor ve sonuçlar yine delikli kartlarla alınıyordu.
Bir grup bilim adamı tarafından 1945′de ENIAC isimli bir bilgisayar yapıldı. ENIAC askeri amaçlar için geliştirildi. Radyo lambaları kullanılıyordu ve MARK I’e göre oranla oldukça hızlıydı. Bu bilgisayar ile elektronik bilgisayara geçiş başlamış ve mekanik donanım yerini elektronik devrelere bırakmıştır.
Ticari amaçlarla kullanılabilen ve seri halde üretimi yapılan ilk bilgisayar UNIVAC I oldu. Bu bilgisayarın giriş-çıkış birimleri manyetik bant idi ve bir yazıcıya sahipti. Aynı yıllarda IBM 701 bilgisayarı piyasaya çıktı. Bu bilgisayarın vakum tüplü ve basit biçimde programlanabilen bir yapısı bulunuyordu. IBM firması 1958′den itibaren bilgisayarda vakum tüpleri yerine diot ve transistorları kullanmaya başladı. Buna bağlı olarak daha küçük, hafif ve daha az ısınan bilgisayarlar pazarlandı. Ayrıca bilgi depolama ortamları olarak disk ve tamburlar kullanılmaya başlandı.
1964 yılından itibaren transistorların yerini bütünleşik devrelerin alması bilgisayar alanındaki gelişmelere ivme kazandırmış; daha hızlı, güvenilir ve maliyeti daha ucuz bilgisayarlar üretilmeye başlanmıştır. 1970 yılından itibaren geniş çapta bütünleşik devrelerin kullanılmaya başlanmasının bilgisayar devrimine yeni boyutlar kattığı görülmüştür. Özellikle 1993 yılından itibaren geniş bellekli ve hızlı bilgisayarlar yanı sıra güçlü programlama dilleri ve işletim sistemlerinin ortaya çıktığı dikkatleri çekmektedir. Artık eski bilgisayarlarda kullanılan çekirdek bellek yerine daha ucuz manyetik iç bellekler kullanılmakta ve bilgisayar maliyetleri gün geçtikçe düşmektedir.
İLK BİLGİSAYARLAR
Bilgisayardan, PC, Kişisel Bilgisayar, IBM-uyumlu bilgisayar diye söz edildiğini, kimi zaman 386,486, Pentium adlarıyla adlandırıldığını duymuş olmalısınız. Biraz daha ileri giderek, ISA, EISA, PCI bilgisayarlardan da söz edildiğine rastlamışsınızdır. Biraz daha teknik konulara meraklı olanlar, AT, XT, Ps/2 gibi terimlere de aşina olmalılar.
1980′lerden bu yana kişisel bilgisayarları ya ana kartının genel mimarisi, ya da ana işlemcinin modeline göre türlere ayırmak gelenek oldu. Şimdi PC dünyasına biraz daha yakından bakabiliriz:
IBM-PC
Bilgisayar çılgınlığını başlatan bu cihaz, 1981 yılında piyasaya sürüldüğünde, hangi tür mağazalarda satılabileceği bile belli değildi. İki adet 5.25 inçlik floppy disket sürücüsü olan IBM PC’nin sabit diski yoktu. Ana işlemcisi Intel 8086 idi; beş adet kart yuvası vardı. Bir süre sonra IBM bu modele sabit disk koydu; ama RAM çipi denilen bilgisayarın hafızasını oluşturan çipi anakartla birleşik olduğu için arttırılması mümkün değildi. Elinizde böyle bir antika bilgisayar varsa, yenilemek güncelleştirmekten vazgeçin; olduğu gibi saklayın. Bir süre sonra antikacılara ya da bilgisayar-teknoloji müzelerine satabilirsiniz.


IBM XT
IBM firmasının 10 megabyte sabit disk koyduğu ilk kişisel bilgisayarı olan XT’nin CPU’su da ilk PC’ye göre daha hızlı Intel 8088′di. Kart yuvası sayısı 8′e çıkartılmıştı. 8-bit tabir edilen standartta kart kabul eden bu bilgisayarın da bugün layık olduğu tek yer müze!
IBM AT
1985′te piyasaya sürülen ve bugünkü şekliyle PC’nin gerçek büyükannesi olan AT, Intel 80286 CPU üzerine inşa edilmişti. Orijinal PC’ye göre beş kere daha hızlıydı ve 16-bit standardında kart kabul ediyordu. IBM firması, bu bilgisayarla, ISA denen ana kart mimarisini bütün endüstrinin yararlanabileceği şekilde kullanıma açtı. ISA bütün bilgisayar endüstrisi için standart mimari anlamına geliyordu; nitekim öyle de oldu. Bir anda yüzlerce şirket, AT ile uyumlu cihazlar imal etmeye başladı. Modemlerin, tarayıcı ve diğer harici cihazların bilgisayara bağlanmasında kullanılan ara-birim kartlarının bir anda mağazaları doldurması, bu standardın gerçekten bütün endüstri tarafından kabul edilmesiyle mümkün oldu. Ancak AT bilgisayarların ana kart hızı bugünkülere oranla son derece düşük olduğu için böyle bir bilgisayarın yeni kartlarla güncelleştirilmesi, yeni kartlara verilecek paranın çöpe atılması olur. IBM-AT bilgisayarın ana kart büyüklüğü, günümüzdeki modern kartlarla aynı olduğuna göre, kasasının boş kutu olarak değerlendirilip, içindeki herşeyi değiştirmek mümkündür. Ancak orijinal AT’nin güç birimine ayırdığı yer çok küçük olduğu için, yenilemek için göstereceğiniz zahmet, boş kutu masrafından sağlayacağınız tasarrufa değmeyecektir.
PCjr ve PS/2
ISA standardının kabulü ile IBM dışındaki firmaların IBM-uyumlu denilen bilgisayar imalatı da hızlandı. IBM’in ilk AT bilgisayarları oldukça pahalı idi. Diğer firmaların IBM-uyumlu bilgisayarları ise çok daha ucuzdu. IBM, 1986 ve 1987 yıllarında çıkarttığı PCjr modeli ile diğer firmalara kaptırmaya başladığı ev-bilgisayarı pazarını geri almaya çalıştı. PS/2 ise, IBM başka firmalar tarafından benzerinin yapılmasına izin vermediği bir mimari ile yapılıyordu. IBM bu mimariye MCA (Micro Channel mimarisi) adını veriyordu. ISA’dan farklı, günümüzdeki Tak-Çalıştır türü kartlar gibi, MCA bilgisayarları için yapılacak kartların ayarlarının kullanıcı tarafından değil, bilgisayar tarafından otomatik yapılacak olmasıydı. Ne var ki, bu strateji tutmadı. PCjr, çok az yetenekli oluşu; PS/2 ise herhangi bir mağazadan satın alınabilecek ISA kartları kabul etmediği ve MCA kartları diğerlerine oranla üç-dört kat daha pahalı olduğu için PS/2 bilgisayarları birkaç kişi ve firmanın antikaları arasında yer aldı. IBM, daha sonra fazla duyurmadan, PS/2 bilgisayarların ISA modellerini de çıkarttı. Eğer böyle bir bilgisayara sahipseniz, anakart yeri yeni anakartları alacağı ve güç birimine ayrılan köşe oldukça geniş olduğu için her şeyi yenilemek şartıyla, boş kutusu olarak kullanabilirsiniz. Ancak dökme-metal şasesi yüzünden yerinden kaldırması zor olan PS/2, kullanıcıya hayatı bayağı zorlaştırabilir.
PCjr ile ilgili görsel sonucuPCjr

PS/2
386, 486 ve PENTIUM
Ve geldik günümüzün modern bilgisayarlarına. 1987′den itibaren Intel firması her iki yılda bir ana-işlem çipini daha hızlı ve daha çok işlem yapabilen modellerle geliştirmeye başladı. 486′yı 586 izledi. Bu sırada diğer firmalarda CPU üretmeye ve kendi çiplerine Intel-benzeri isimler vermeye başlamışlardı. Intel firması, rakamdan oluşan marka ve mamul adlarının telif hakkını korumanın güç, hatta imkansız olduğunu acı şekilde öğrenince, 586 çipine “beş kelimesinin Latincesinden (Penta) türetme Pentium adını verdi. (Pentium adı o kadar tuttu ki, Intel 686 ve 786 olması gereken çiplerine Pentium II ve Pentium III adını verdi.)İntel Ailesinin Gelişimi
Intel firmasının 386 çipi ile geliştirdiği bilgi işlem yöntemi, daha sonraki bütün çiplerinde aynen uygulanmıştır.Bir başka deyişle 486 ve Pentium çipleri sadece daha gelişmiş 386′dır. Bugün sadece “386-çipi” diye adlandırılan ISA mimarisinde inşa edilmiş bilgisayarlar, hafıza ve sabit disk alanına göre modern işletim sistemlerinin bir sürümü ile çalışırlar. Bu tür bilgisayarlarda CPU, RAM ve Sabit Disk imkanlarına göre Windows 3.1, Windows 3.11, Windows 95…2000,Windows NT işletim sistemini görebilirsiniz. “Açık sistem” veya GNU gurubu denilen işletim sistemleri (Linux gibi) 386-tipi bilgisayarlarda yeni Windows sürümlerine göre daha rahat çalışır.
Intel 386 veya Intel 486 (ve bunların dengi olan AMD ve Cyrix çipleri) bulunan bilgisayarlar, ISA ve bunun geliştirilmişi olan EISA mimariye sahiptir; yani çarşıdan alacağınız herhangi bir ara-birim kartını takabilirsiniz. Fakat Intel, ISA’nın ve EISA’nın en büyük zorluğu olan, takılan kartın ince ayarlarının kullanıcı tarafından yapılması zorunluluğunu ortadan kaldıran ve adına kısaca PCI dediği yeni bilgisayar mimarisi geliştirdi. PCI mimarisinin en büyük özelliği bu mimariye uygun kartlar katıldığında kartın bilgisayarla uyumlu hale getirilmesi için hiçbir ayarının yapılması zorunluluğu (ve çoğu zaman imkanı) olmamasıdır. Bu tür bir kartı ISA ve EISA bilgisayara takamazsınız, ama PCI mimarisindeki ana kartlarda genellikle birkaç ISA, hatta EISA kart yuvası bulunabilir.
Çeşitli ana kart firmaları, 386 çipinden CPU’yu takılıp çıkartılabilen tarzda yapıyorlar. Ayrıca 386-tipi ile bilgisayarın hafıza çiplerinin de değiştirilmesi ve artırılması mümkün hale geldi. Bu tür bir ana karta sahipseniz, büyük bir ihtimalle bilgisayarınızın CPU, RAM ve benzeri birçok unsurunu yenileyebilirsiniz.
Intel Firması 1968 yılında hafıza tüm devreleri yapmak üzere kuruldu. Üretecekleri bir hesap makinesi için CPU tüm devresi isteyen, hesap makinesi üreten bir firmanın talebi; ve yine üretecekleri bir terminal için yine özel bir tüm devre isteyen, diğer bir firmanın isteklerini karşılamak için, Intel firması 4004 (1971) ve 8008 (1972) CPU’larını yapmıştır.
Mikroişlemciler ve mikrobilgisayarların sınıflandırılmasında en temel bir ölçü, mikroişlemcinin tümdevre-üzerinde işlem yaptığı en uzun verinin bit sayısı, yani kelime uzunluğudur (word length). 4-bit işlemci olan 4004 ve 8-bit işlemci olan 8008′den başlayarak, mikroişlemciler ve mikrobilgisayarlar için, 4-bit, 8-bit, 16-bit, 32-bit, 64-bit gibi veri uzunluk standartları doğmuştur.
Intel, bu ilk müşterilerden başkasının, 4004 ve 8008 tüm devrelerine ilgi göstereceklerini tahmin etmediği için, üretim hattını düşük kapasitede tutmuştu. Fakat tahminlerinin aksine, bu tüm devrelere çok büyük bir ilgi oldu. Bunun sonucu ve aynı zamanda 8008′in 16K’lık hafıza limitini aşmak amacıyla, Intel firması 1974 yılında genel-amaçlı 8080 CPU’sunu üretti. Birden bu tüm devreye büyük bir talep oldu ve kısa bir süre içinde 8080, 8-bit mikroişlemci endüstri standardı oldu. Intel, iki yıl sonra 1976′da, gelişmiş bir 8080 işlemcisi olan 8085′i piyasaya sürdü.
Intel 1978 yılında ilk 16-bit mikroişlemci olan 8086′yı üretti. 8086 daha önceki 8080/8085 ürününe bazı yönlerle benzemesine karşın, iki işlemci ailesi birbiri ile uyumlu değildi. Bir yıl sonra 1979′da üretilen, 8086′nın 8-bit veri yoluna sahip sürümü olan 8088, 1981 yılında üretilen IBM PC mikrobilgisayarlarının ilk işlemcisi olmuştur. Kısa sürede endüstrinin 16-bit mikroişlemci standardı olan 8086/8088, günümüze kadar uzanan pek çok değişik ürünüyle , x86 ailesi diye adlandırılan mikroişlemci ailesinin çekirdeği (core) oldu.
ilk bilgisayar kasası ile ilgili görsel sonucu

Sabit Diskler(HDD,SSD)

Tarihçe


Harddisk Tarihçesi

Sabit disklerden önce yerlerine kullanılan veri depolama birimleri "manyetik şeritler" ve "manyetik davu" olarak adlandırılan birimlerdi. 1950 yılında yapılmış olan ilk ticari örnek ERA 110 manyetik davul, 1 megabit (1 bit=1/8 bayt) veri saklayabilmekte ve bir sözcüğü 5000 saniyede okuyabilmekteydi. 
Konu ile ilgili diğer önemli tarihler:
1956 - IBM firması 50 adet 61 cm çapında diskten oluşan 5 MB'lık 305 RAMAC'ı üretti.
1973 – IBM 3340 Winchester markalı 30 MB'lık ünlü sabit diski üretti , bazı ülkelerde sabit disk hala bu şekilde adlandırılmaktadır.
1980 - Seagate firması günümüzdeki 5,25 inçlik CD sürücülerinin iki katı yükseklikteki 5 MB'lık ST 506 modelini üretti.
1983 – IBM'in ürettiği PC/XT bilgisayarları ile birlikte sabit disk birçok kişisel bilgisayar için temel donanım haline geldi.
1985 – Günümüzdeki 5,25 inçlik CD sürücülerinin büyüklüğünde (1,6 inç yükseklikte) sabit diskler üretildi.
1987 – 3,5 inçlik , 500 MB'a varan büyüklüklerde sabit dtachiskler üretildi.
1997 – IBM masaüstü bilgisayarlar için 16,8 GB'lık bir sabit diski piyasaya sürdü.
1998 – 25 GB'lık diskler piyasaya çıktı.
1999 – 10,000 d/d hızında 73 GB disk üretildi.
2000 – IBM , 1 GB'lık Microdrive üretti.
2007 - Hitachi, 1000 GB'lık (1 TB (Terabyte)) sabit sürücüyü üretti.
2008 - Western Digital, 2000 GB'lık (2 TB (Terabyte)) (3,5″ 5400 Rpm) sabit sürücüyü üretti. ve 2009'un İlk çeyreğinde satışına başlandı.

Sabit Sürücü (Harddisk) Nedir?

Veri depolanması amacı ile kullanılan manyetik kayıt ortamlarıdır. Sabit sürücülerin en sık kullanım yeri bilgisayarlardır. Ses, görüntü, yazılımlar, veri tabanları gibi büyük miktarlardaki bilgiler, gerektiğinde kullanılmak üzere sabit sürücülere kayıt edilir. Bu sürücülerde veri yazımı; metal, cam veya plastikten yapılmış, yüzeyi demir oksit ya da başka manyetik özellikteki malzeme ile kaplı diskler üzerine yapılır.
Bu kayıt edilen bütün veriler ya da bilgiler mıknatıslanma yolu ile kaydedildiğinden istenerek silinene kadar sabit kalmaktadırlar. Bütün veriler veya bilgiler elektrik kesintileri gibi durumlarda bilgisayar bellek yongalarındaki gibi kaybolmazlar bu nedenle de sabit sürücü olarak adlandırılmaktadır.
Bazı harddiskler bilgisayara takılıp çıkartılabilirken, elektrik tasarruf cihazlarını destekleyen harddiskler bilgisayara sabit olarak kalmaktadır. Ayrıca harddiskler kullanımları bakımından dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Yani bilgisayarın bilgi depolamak için kullandığı en temel birimidir.
Bir sabit sürücünün saklayabileceği bilgilerin miktarı, MB (Mega Byte)GB (Giga Byte)ve TB (Tera Byte) ile ölçülür. Günümüz sabit sürücülerin kapasitesi 500 GB - 2TB arasında değişmektedir.

Sabit Sürücü (Harddisk) Nasıl Çalışır?

Sabit sürücüler bir diğer adıyla harddisk sürücüleri, dönen disklerden oluşan bir cihazdır. Her bir diskin yüzeyi, manyetik alan etkisine sahip manyetik bir bantla kaplanmıştır. Disk plakları manyetik özelliğe sahip olmayan alüminyum ya da cam gibi malzemelerden yapılmaktadır. Disklerin yüzeyine çok yakın olarak konumlandırılan yazma/okuma kafaları vardır. Manyetik kafanın daha önce belirtilen yapısal özellikleri itibariyle verinin bu plaka üzerindeki organizasyonu kolaylıkla sağlanır.
Bu veri organizasyonu ''iz'' (track) adı verilen halka setleri ile yapılmaktadır. Plaka üzerinde eşit genişlikte ve binlerce iz bulunmaktadır. Ayrıca her halka seti arasında belli büyüklükte boşluklar bulunur. Bu boşluklar sayesinde kafanın yanlış hizalanması ya da manyetik alanlara girişim yaparak hatalara neden olması önlenmiş olur.
Dönen diskin merkezine yakın olan bir bit sabit bir noktadan merkeze uzak bir bite göre daha yavaş geçer. Okuma kafası bitleri okurken oluşan hız farkı nedeniyle oluşabilecek hataları ve yavaşlamayı önlemek için bütün bitler aynı hızla okunmak zorundadır. Bunu yapabilmek için diskin segmentlerine kaydedilen bitlerin arasındaki boşlukların artırılması sağlanmalıdır. Bu sayede veriler sabit bir hızla dönen bir diskte sabit bir oranla taranabilir.

Sabit Sürücü (Harddisk) Ne İşe Yarar?

Sabit sürücü, harddisk veya HDD olarak bilinmektedir. Bilgisayarlarda bilgi depolanmasına yarayan, RAM'lerden farklı olarak elektrik kesilse bile bilgilerin halen saklandığı farklı hızlarda ve farklı boyutlarda bulunan manyetik bir ortamda verilerin, bilgilerin kayıt altına alınmasını sağlayan bilgisayarın hafıza türlerinden biridir. Yani kalıcı hafıza birimidir. Yapısı gereği içinde üzerinde şekillenebilir metallerin olduğu disk plakalar üzerinde çalışmaktadır.
Bilgisayarlarda birden fazla sabit sürücü bulunabilir ya da sabit sürücü iki ya da daha fazla bölüme ayrılabilir. İlk sabit sürücü C sürücüsü diye adlandırılır. Daha sonra takılan harddiskler sırasıyla D, E, F harflerini alır. D harfi de genellikle CD-ROM sürücüsü için kullanılır.
Sabit sürücüler bilgisayarınızı açtığınızda işletim sistemini ve diğer yazılımları sistem belleğine yükler ve kalıcı olarak saklamaya karar verdiğiniz bilgileri bilgisayarınız kapalı olsa bile korumaya devam eder. Sabit sürücüler saklanması gereken verileri disk üzerine manyetik değişim gerçekleştirerek yazmaktadırlar.

En İyi Sabit Disk Boyutu Nedir?

Harddiskler konusunda en çok merak edilen noktalardan birisi, boyutudur. Ama bu boyut, durumlara göre değişiklik göstermektedir. Bilgisayar ve yedek disk arasında sınırlı sayıda dosyanın aktarılması gerekirse küçük bir disk işinizi görebilir. Mesela Expansiyon Drive veya Backup Plus ile işinizi halledebilirsiniz.
Bütün bilgisayarınızı veya birden fazla bilgisayarı yedeklemeniz gerekiyorsa daha büyük bir sabit diske ihtiyacınız olacaktır. Aynı zamanda çok sayıda video veya ses dosyası depoluyorsanız da büyük bir disk kullanmanız faydalı olacaktır. Bu konuda da Backup Plus Desktop Drive kullanabilirsiniz.

Sabit Disk Hızı Ne Kadar Önemlidir?

Sabit disklerde dönüş hızı olarak ifade edilen birim, dakika başına dönüş sayısı veya devir/dakikadır. Bu hız, bilgisayarınızı nasıl kullandığınızla alakalı olarak önem kazanmaktadır. Eğer disk normalden daha hızlı dönerse bilgisayarınız istediğiniz dosyayı daha kısa süre içinde bulacaktır.
Örneğin; 7200 RPM sabit disk, 5400 RPM olana göre daha hızlıdır. Yani 7200 RPM olan sabit disk ile bir dosyayı bulma süreniz, 5400 RPM’ye göre daha kısa olacaktır. Buna karşın harici disklerde, iki RPM hızı arasında pek fark göremezsiniz. Özellikle küçük dosyalar için dahili disklerde de bu farkı görmeniz pek mümkün değildir.
Eğer büyük dosyalar veya uygulamalar kullanmanız gerekiyorsa 7200RPM sabit disk ile fark edilir bir hız görmeniz ise mümkündür.

Dahili Sabit Disk mi, Yoksa Harici mi Daha İyi?

En çok merak edilen konular arasında sabit diski dahili mi, yoksa harici mi kullanmak gerektiği de yer alır. Ama bu konu da sizin durumunuza göre değişmektedir. Eğer bilgisayarınızın dahili sabit diskini yükseltmek, tüm dosyalar için tümleşik depolama sağlayacaktır.
Harici olanlar ise taşınabilir, hareket halinde bir depolama sunmaktadır. Harici sabit diskler genellikle veri yedekleme amacıyla kullanılırlar. Çünkü bilgisayarınızın sabit diski hasar görürse, tüm dijital içeriklerinizi kaybedersiniz. Bu yüzden dahili sabit diske ek olarak harici bir disk de kullanmaktadır.

Sabit Disklerde Alan ve Boyut Kavramı

Bilgisayarların etiketlerini okuduğunuz zaman üzerinde bir takım rakamlar yazdığını görürsünüz. Bunların bazısı sabit disklere aittir. Masaüstü bilgisayarlarda 3,5 inç boyutunda sabit diskler kullanılırken, dizüstülerde 2,5 inçlik disklere yer verilmiştir. Bunlar dışındaki düşük kapasiteli ve daha az enerji tüketimli cihazlarda ise 2,5 ve 1,8 inç boyutlarındaki diskler kullanılmaktadır.
Harddisklerin depolama alanları ise bayt (B) olarak ifade edilir. Örneğin, 1 TB, 1 Terabayt’lık bir sabit diske işaret etmektedir. Bu alan ise depolanabilecek bilgi miktarını belirtmektedir. Üreticileri ise genel olarak bu alanları, 1000’in katlarına göresınıflandırmaktadır. Ama gerçek kapasiteler, 1024’ün katları şeklinde ilerlemektedir.

Sabit Disk Neden ve Nasıl Bölünür?

Bilgisayarınızın sahip olduğu sabit diski, bölerek kişisel kullanımınız için daha uygun bir hale getirebilirsiniz. Bir disk en fazla 4’e bölünebilirken, bir bölümü extended partition olarak oluşturup, bunun içinde mantıksal sürücüler oluşturulabilir.
Aynı zamanda bir disk her zaman sağa doğru ve komşu olarak bölünmektedir. Disk yönetiminde sağ – sol kavramı, görüntülenme şekline göre olmaktadır. Oluşturacağınız yeni bölümler, hep alanından bölünen bölüntünün sağında ve bitişiğinde olacaktır.
Windows 10 için bir anlatım yapacak olursak; bilgisayarınızda Windows menüsüne sağ tıklayıp, disk yönetimi bölümünü açarak işe başlıyoruz. Burası açıldıktan sonra karşımıza disklerimizin listesi gelecektir. C diskine sağ tıklayıp birimi küçült seçeneğine tıklamanız gerekiyor.
Birimi küçült seçeneğine tıkladıktan sonra sabit diskinizden küçültebileceğiniz alanı bilgisayarınıza sorarak disk boyutu ile doğru orantılı bir şekilde bulabilirsiniz. C diskinizden en yüksek küçültme alanını bulduktan sonra küçültülecek alan miktarını MB olarak girmelisiniz. Daha sonra alt kısımdaki küçült butonuna bastıktan sonra belirttiğiniz boyutta bir D diski oluşturma aşamasına gelirsiniz.
Bu şekilde yaptığınız işlemlerin ardından C diskinin yanında yeni bir diskin oluştuğunu görürsünüz. Ayılmamış bu alana tıklayıp, yeni basit birim seçeceğine tıklayacaksınız. Bu şekilde D diskinizi oluşturmaya başlarsınız. Daha sonraki adımları ise ileri diyerek kısa sürede bitirebilirsiniz.

Bellekler(RAM)

Tarihçe

RAM'in Tarihçesi

 İlk zamanlar yaygın yazılabilir RAM, 1949-1952 yılları arasında geliştirildi.Manyetik çekirdek bellek olarak birçok bilgisayarda kullanıldı.Daha sonra 1960'ların sonu ve 1970'lerin başında statik ve dinamik entegre devreler geliştirildi. İlk ana hafıza sistemleri, bugünkü RAM gibi, vakum tüplerinden oluşturulmuştur, ama sıklıkla başarısız olmuşlardır. Çekirdek hafıza, küçük ferrit elektromanyetik çekirdeklere tellerle bağlanan, eşit ulaşım zamanlamasına pek sahip değildi. Çekirdek terimi bazı programcılar tarafından RAM'lerin bilgisayarın ana hafızası anlamında kullanılmaktadır. Tüp ve çekirdek hafızanın temel konsepti günümüz RAM'lerindeki tümleşik devrelerde kullanılır. Alternatif birincil depolama mekanizmaları genellikle tek biçimli olmayan hafıza erişim gecikmelerini içerir. Gecikme satır hafızası bitleri tutmak için civa dolu tüplerde ses dalga dürtü serisi kullanılmıştır. Tambur hafıza günümüz sabit diskleri gibi sürekli yuvarlak manyetik bantlarda veriyi saklamıştır.

CORSAIR 16GB (2x8GB) Vengeance DDR4 3000MHz CL16 Dual Kit Ram

RAM, bilgisayarınızda çalışan program verilerinin, hızlı erişebilirliğini arttırmak için bilgisayar sisteminin hafızasında tutulması işine yarar. Bilgisayar sistemleri cihazlarında hafıza kelimesi çeşitli anlamlar taşıyabilir. Sabit diskte bir hafızadır, RAM da bir hafızadır. Sabit diskte veriler bilgisayar sistemini kapattığınızda da kalır. RAM hafıza ise elektrik kesildiğinde sıfırlanır ve veriler kayıt altında tutulmaz.

RAM, sabit diske göre tartışılmaz şekilde hızlıdır. Bu yüzden hızlı bir bilgisayar sistemi, RAM hızının ve kapasitesinin büyüklüğü ile direk ilintilidir. RAM kapasitesi yüksek bir makinede açtığınız 10 farklı program arasında geçiş yapmanız RAM kapasitesi düşük olana göre daha hızlı olacaktır. Çünkü yüksek RAM da program ile ilgili tutulabilecek veriler için daha fazla yer olacaktır. RAM da yer kalmadığında bu bilgiler makinenizin sabit diski üzerinden yürütülmeye başlanır.

DRAM (Dynamic Random Access Memory - Dinamik Rasgele Erişilebilir Hafıza)
RAM aslında DRAM ın en genel bilinen ismidir. 

FPM DRAM (Fast Page Mode DRAM - Hızlı Sayfalama Modlu RAM)
FPM DRAM bellekte, 30pin veya 72 pin, 5Volt'luk gerilim çekimi söz konusudur.
FPM-SIMM-30PIN-5V.jpg

FPM- SIMM-72PIN-5V.jpg

EDO RAM (Extended Data Out - Genişletilmiş Veri Çıkışlı RAM)
EDO RAM bellekte, 72 pin ve 168 pin, 5Volt'luk ve 3.3Volt'luk gerilim çekimi söz konusudur.


Ekran Kartları

Tarihçesi
Ekran kartı ilk olarak seri üretilen Apple II Mikrobilgisayar’da kullanılmaya başlanmıştır. IBM firması 1981 yılında tek renge sahip görüntü kartına sahip PC’leri piyasaya sürmüştür (MDAMonochrome Display Adapter). Daha sonra Hercules firması 1982 yılında daha iyi bir görüntü kartı olan Hercules Graphics Card adlı ekran kartını yaparak MDA’yı geçmiştir.

Görüntü standartlarındaki sıralama ise:
  • 1981 yılında CGA (Color Graphics Adapter)
  • 1984 yılında EGA (Enhanced Graphics Adapter)
  • PS/2 modeller için MCGA ve VGA (Video Graphics Array)
 Daha sonra IBM ekran kartındaki rekabeti kaybederek çekilmiştir.Günümüzdeki bütün PC’lere ait ekran kartları VGA modunu desteklemektedir. 1989 sonrası IBM firması görüntü kartı standardı geliştirmedeki gücünü yitirmiştir. Günümüzde bütün PC’lere ait ekran kartları VGA modunu (yani 16 renkli 640 x 480 piksel) desteklemektedir. 
VGA standardını 1.280 x 1.024 piksel çözünürlüğe ve 16 Bit renk derinliğine sahip günümüz bilgisayarlarında kullanılan VESA (Video Electronics Standards Association) takip etmiştir.SVGA, XGA vb. gibi tanımlamalar daha sonra geliştirilen görüntü kartı standartlarını değil, monitor yani görüntü biriminin desteklediği çözünürlüğü tanımlamak için kullanılmakradır. (Örneğin XGA:1024 x 768 Piksel)
İlk başlarda yazı tabanlı (Text mode) geliştirilen görüntü modları daha sonra piksel tabanlı olarak geliştirilmeye başlanmıştır.Görüntü kartı ile monitörün bağlandığı nokta 1990 yılında itibaren Görüntü işlemcisi  (GPU  Graphics Processing Unit) ya sahip görüntü kartları geliştirilmeye başlanmıştır.
1996 yılında Kaliforniya’lı 3dfx Interactive tarafından 3D hızlandırıcılı 3dfx Voodoo Graphicsgörüntü chipsetleri geliştirilmiştir. Bu chipsetler sayesinde bilgisayarlar ile 3. boyut aleminde geometrik şekillerin ve doku eşlemi (Texture mapping) işlemleri gerçekleştirilmiştir.
Artan 3D performans ihtiyacından dolayı Multi-GPU tekniği yani SLI , Crossfire vb teknikler geliştirilmiştir. Bu teknikler sayesinde birden fazla görüntü işlemcisi parelel olarak tek kart üzerinde bulunabilmektedir.
Ekran  Kartı nedir?
Mikroişlemcide işlenen verilerin monitörler ya da projeksiyon cihazları üzerinden  görüntülenmesini sağlayan sinyallare dönüştüren genişleme kartıdır.Yani , bilgisayarın yaptığı işlemlerin sonuçlarını, CRT monitörler, LCD monitörler ya da projeksiyon cihazları üzerinden bizim algılayabileceğimiz şekilde görüntülere dönüştüren bilgisayar parçasıdır.
Bütünleşik ekran kartı nedir?
Bütünleşik ekran kartı, anakart üreticisi tarafından anakartla bütünleşik olarak üretilmesidir.Yani bu ekran kartlarına onboard-paylaşımlı ekran kartı da denilmektedir. Bu durumda ekran kartı genellikle kötü 3 boyutlu görüntü performansı ortaya koyar ve ihtiyaç duyduğu hafıza yükünü (RAM) içerisinden almaktadır. Bu ekran kartıları genellikle kötü 3 boyutlu görüntü performansı ortaya koyar ve ihtiyaç duyduğu hafıza yükünü RAM’den  almaktadır. , sistemin kullandığı RAM miktarını azaltır.
Ekran kartlarında standart bir monitör (VGA) çıkışı vardır.Bu çıkış bilgisayarı monitöre veya porejeksiyona bağlanmakta kullanılan noktadır.GünümüzdekiEkran kartlarında çıkışlar olarak DVI,S-Video,HDMI gibi çıkışlar bulunmaktadır.Bunları bir kaç kelime ile açıklamak gerekirse DVI Digital (Display Working Group) tarafından analog ve digital arayüzlerin tek bir çıkışta  biraraya getirilmesi amacıyla yapılmış olan bağlantı noktasıdır.Yani bu port DVD player ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için bir dijital arayüzdür.S-Video ise açılımı Separate Video olup bilgisayardan televizyonumuza ‘TV OUT’  alabileceğimiz görüntü iletim biçimidir.Aynı zmanda S- Video, video bilgisini iki ayrı sinyal yani parlaklık ve renk şeklinde taşıyan bir video sinyalidir.Y/C olarakta adlandırılır.Aynı zaman da S- video ile ses taşınmaz.HDMI yüksek tanımlı multimedya arayüzü herhangi set üstü cihaz, DVD oynatıcı, A/V alıcı gibi ses ve görüntü kaynağı bir cihaz ile ses veya görüntü monitörü (dijital televizyon cihazı gibi)oynatıcı bir cihaz arasında kullanılan, endüstrinin desteklediği sıkıştırılmamış tümüyle dijital ilk sinyal arayüzüdür.
Bunun yanı sıra kullandığı arayüzler MDA (Hercules), EGA , PGA , MCGA , 8514/A ,CGA, VGA, SVGA ,XGA gibi arayüzlerdir.Bunlar ise CGA  IBM PC’leri ve eş değerde cihazlar için konulan ilk video interface standardı.VGA  IBM PS/2 EGA’ya uyumlu grafik cihazı. Analog monitörleri de destekler.Son olarak SVGA ise 800×600 piksel görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartına sahiptir. Günümüzde SVGA ve daha gelişmişi XGA ekran kartı standartları kullanılır.Aralarında çözünürlük ve desteklenen renk miktarında farklılıklar vardır.



                   Görüntü Arayüzü                                               Çözünürlük
VGA (Video Graphics Array)                                               640×480

SVGA (Super Video Graphics Array)                                800×600

XGA (eXtended Video Graphics Array)                           1024×768

QXGA (Quad eXtended Graphics Array)                        2048×1536

QSXGA (Quad Super eXtended Graphics Array)         2560×2048

Modern grafik kartları, 3D oyunlar ve pencere tabanlı işletim ortamları gibi uygulamalarda önemli bir rol oynuyor. Eskiden sadece CPU tarafından yapılan 3D modelleme/kaplama ve pencere işlemleri, artık grafik çipiyle paylaşılıyor. Grafik çipi, sadece CPU’nun ağır yükünü paylaşmakla kalmıyor, uygulamaya özel güçlü donanımı sayesinde görüntü kalitesi ve işleme hızında önemli artış sunuyor.
Bugünlerde grafik çipleri genellikle 2D hızlandırma, 3D hızlandırma ve video hızlandırmayı destekliyor. 2D hızlandırma, aşağıdaki temel fonksiyonları içermektedir:
– Sabit bitBLT (bit blitting)
– Gerilmiş bitBLT
– Donanımsal kursör
– GDI ve DirectDraw hızlandırma gibi özellikler pencere tabanlı işletim ortamlarında önemlidir. Pencere tabanlı işletim ortamı, kullanıcı dostu doğasından dolayı piyasada kolaylıkla bulunan grafiksel kullanıcı arabirimidir (GUI). Windows 98 ve X-Window, pencere tabanlı işletim ortamına en ünlü iki örnektir. Sabit bitBLT, bir veri bloğunun, belli bir hafıza bölgesinden bir diğerine taşınmasında kullanılır. Pencere taşı-ve-bırak işlemi, sabit bitBLT kullanan sistem örneğidir. Gerilmiş bitBLT donanımı, bir pencereyi gererken yardımcı olmaktadır.
Ekran kartları bilgisayar sisteminin 4 farklı bileşenini kullanılır.Bunlar anakart, mikroişlemci, bellek, monitör gibi parçları kullanmaktadır.

  • Anakart: ekran kartına veri için bağlantı ve enerji sağlar
  • Mikroişlemci; Her bir pikselle ne yapacağı kararını verir.
  • Bellek; Ekran kartına gönderilecek bilgileri geçici olarak tutar.
  • Monitör; Ekran kartında gelen bilgileri görüntüler.
Ekran Kartının Yapısı 
Grafik İşlemcisi (GPU): Grafik  işlemcisi  görüntü  hesaplamalarını  ve  görüntü  işlemlerini  ekran  kartında gerçekleştiren bir  yongadır. Günümüz ekran kartlarındaki grafik  işlemciler, işlemciye yük bindirmeden   görüntü   işlemleri   çok   başarılı   bir   şekilde   gerçekleştirmektedir.

Ekran Kartlarının Temel Bileşenleri

Görüntü Belleği (Video RAM)
Grafik işlemcisi ekran kartının beynidir.Görüntü  ile  ilgili  hesaplamaların  tutulduğu  bellektir.  Bilgisayar  sistemindeki  ana bellek  gibi  çalışır. GPU, grafik ile ilgili işlemleri kendisi hallederek bilgisayarın işlemcisinin üzerindeki yükü hafifletir. . Günümüz ekran kartları 128, 256,512 MB veya 1GB,2GB,2.8GB,3GB,3.8GB kapasiteli olupDDR2 DDR3,DDR veya GDDR, GDDR2,GDDR3, GDDR4, GDDR5 bellek tiplerine sahiptirler.Ne kadar fazla ekran kartı belleği olursa işlemci o kadar çok grafik bilgisini işleyebilir.Ancak bellek kadar veri yolu genişliği de önemlidir.(64bit, 128 bit,192bit, 256bit,320bit, 384bit,768bit)

Dijital Analog Çevirici (RAMDAC )
Görüntü ile ilgili bilgiler burada tutulur Bilgisayar sistemindeki ana bellek gibi çalışır.Bilgileri GPU gönderir ve bunları geçici olarak saklar.Belleğinin büyüklüğü ekran kartının performansıyla doğru orantılıdır. Görüntü belleğini saniye belirli sayıda tarayıp verileri alıp analog sinyallere dönüştürüp monitöre aktarır.Verileri dönüştürme ve aktarma hızı, ekran tazelenme hızını belirler.Ekran tazeleme hızı 80 Hz olarak ayarlanmışsa görüntü saniyede 80 defa yenilenir. LCD ekran RAMDAC özelliği devre dışı kalır.Çünkü LCD dijital sinyalleri görüntüler. Bu yönden bilgiler RAMDAC’ a gitmeden direkt ekran kartının DVI çıkışına aktarılır.

VİDEO BIOS
 Bileşenler arasındaki kordinasyonu düzenlemede görevlidir.Bu video bıos özelliğinin yapabilmesi için video bios içinde bir yazılım Bulunmaktadır.

Çıkış Bağlantıları
a)VGA-OUT: CRT monitörlerin ve projeksiyon aygıtlarının bağlandığı ve bu aygıtlara görüntü aktarıldığı çıkış portudur.
b)DVI-OUT: Dijital cihazlara ve LCD ekranlara görüntü aktaran çıkış portudur.
c)VIDEO IN-OUT : Bilgisayardaki görüntülerini Televizyonda görüntülemek için kullanılan porttur.
d)HDMI: Yüksek çözünürlükte görüntü ve ses aktarımı için kullanılır.

Ekran Kartının Özellikleri

Çözünürlük: 
Monitöre görüntü üzerinde her rengi oluşturmak için kontrol edilebilecek noktaya piksel denir. Çözünürlük ise ekranda görünen piksel sayısıdır. Çözünürlük 800x 600 ise yatayda 800, düşeyde 600 piksel olduğunu belirtir. Çözünürlük artarsa görüntü kalitesi de bu oranla artmaktadır. Çözünürlük değeri ne olursa olsun nesneleri piksel değeri değişmez. Çözünürlük artırılırsa belleğe olan ihtiyaç artmaktadır.

Renk Derinliği
Renk derinliği bir pikselin alacağı renk miktarıdır. Renk derinliği artarsa her pikselin alabileceği renk sayısı da artar. Piksellerin renk çeşitliliğinin artması görüntünün gerçeğe yakın olmasını sağlar. Piksellerdeki renkler kırmızı, yeşil mavi renklerinin karışımından oluşur.Yani buna kısaca RGB de denilmektedir. Renk derinliği arttıkça piksellerdeki veri miktarı da artar. Bu artış ekran kartı görüntü işlemcisinin işleyeceği veri miktarını da artırır ve daha fazla görüntü belleğine ihtiyaç duyulur.

Ekran Kartı Tazelenme Hızı
 Ekran kartında  video belleği içeriğini okumaktan sorumlu aygıt RAMDAC’tir. RAMDAC bir dijital analog çeviricidir. Bellekteki sayısal verileri yani 1 ve 0’lardan oluşan verileri okuyup monitörün görüntüleyebileceği analog video sinyallerine dönüştürür.
RAMDAC’in veriyi dönüştürmesi ve aktarması tazeleme hızını belirlemektedir. Bir ekran kartının tazelenme hızı, RAMDAC’in görüntü sinyallerini saniyede kaç kere monitöre göndereceğini belirlemektedir. Bu aynı zamanda monitörün de tazelenme hızıdır. Tazeleme hızı düşük olursa görüntüde titreşime neden olur. Ekran kartı tazelenme hız birimi Hz (hertz) şeklindedir.

Interlacing
Yüksek çözünürlükteki görüntüyü sağlamak için geliştirilmiş bir yöntemdir. Tazeleme sırasında ekranın sadece yarısı tazelenir. İlk önce tek numaralı sonra çift numaralı satırlar tazelenerek yüksek çözünürlük hızı sağlanır. Bu yöntemle çalışan monitörlerde animasyonların görüntülemesi sırasında sorun çıkmaktadır.

Görüntü Arayüzü
Görüntü arayüzü ekran kartının çözünürlük ve renk derinliğini belirler. Görüntü arayüzü ekran kartının görüntü kalitesi etkilemektedir.

Soğutma Aygıtları
Ekran kartları 150 W’lık bir lambanın kullandığı kadar güç tüketebilirler. Günümüz devreleri üzerinden geçen bu miktardaki akım, direnç yüzünden inanılmaz sıcaklıklar üretebilir. Eğer yeteri kadar soğutulmazlarsa ekran kartınız bu ısı yüzünden çalışmaz hale gelebilir. Soğutma sayesinde ekran kartlarının kararlı ve sorunsuz bir şekilde çalışması sağlanır. Soğutucu fan ya da ısı emiciler olmadan grafik işlemciniz veya grafik belleğiniz fazla ısınarak sistemin kilitlenmesine ya da ekran kartınızda kalıcı hasarlar oluşmasına neden olabilir.
 Bu soğutma elemanları pasif olabilirler yani ısıyı iyi ileten malzemeden yapıldıkları için işlerini sessiz ve sabit şekilde yaparlar veya bunların yetmediği durumlarda aktif soğutma, diğer deyişle gürültü çıkaran hareketli fanlar kullanılabilir.
 Isı emici terimi genellikle pasif soğutucular için kullanılır. Bir ısı emici (heatsink), hangi yüzeye yapışıksa oranın ısısını emerek ya da yüzey alanını genişleterek sıcaklığını düşürür. Verimlerini arttırmak için ısı emiciler genellikle kanıtçıklara sahip olacak şekilde üretilirler, bu bileşenleri grafik işlemcinizin ya da belleğinizin üzerinde görebilirsiniz. Bazı durumlarda küçük ısı emiciler ekran kartlarının ısınan başka parçaları için de kullanılabilir.
 Özellikle pasif şekilde soğutulmuş ekran kartlarında ısı borusu çözümü kullanılır. Asus tarafından üretilmiş Radeon X1600 ekran kartı ısıyı kartın arkasında bulunan büyük emiciye ileten iki ısı borusuna sahip.
Isı emicinin yüzey alanı ne kadar genişse ısı yayımı o kadar iyi olur (ki bu işleme bir fanla yardımcı olunur). Ancak bazı durumlarda yer sıkıntısından dolayı kartın üzerine büyük ısı emiciler yerleştirme imkanı olmaz. Bazı aygıtlar o kadar küçüktür ki hantal bir ısı emici yeteri kadar dokunan yüzey alanı olmadığı için iyi verim vermez. Bu durumda bir ısı borusu (heat pipe) yardımıyla sıcaklı çok olan yerden daha az olan yere taşınabilir. Genellikle ısı iletme özelliği çok iyi olan bir metal grafik yongasının üzerine koyulur. Isı borusu bu metale bağlıdır ve ısıyı borunun öteki ucundaki ısı emicisine aktarır.
Los Alamos Ulusal Labratuvarları’ndan George Grover, ısıyayım ve buharlaşma temeline dayalı bir soğutma sistemi geliştirdi. Bu sayede her geçen gün daha da küçülen grafik işlemcisi gibi yongaları daha büyük soğutma elemanlarına bağlayabilir hale geldik.
 Günümüzde ısı borusu kullanan pek çok ürün pazarda satılıyor ve her geçen gün daha fazla ekran kartı soğutma çözümünün bu temele dayandığını görüyoruz.